Saturday, December 02, 2006

Cinaralti Sohbetleri III - Sucluluk psikolojisi

Suclu muyuz, Sucluluk mu duyuyoruz?

Hayatta her sey o kadar hizli degisiyor ki, yillarin degil gunlerin bile ardindan yetismek mumkun olmuyor. Her sabah kalktigimizda hayatimiza yeni bir teknolojinin girdigini goruyor, yeni bir hayat tarzi ile tanisiyoruz. Aile hayati, anne baba ve cocuk iliskileri, orf ve âdetler gibi sosyal bunyemiz de kabuk degistiriyor. Bu degisimler olurken, cok onemli bazi degerlerimiz de degisiyor, kimisi yok oluyor, kimisi bozuluyor.

Bunlarin basinda aile saadeti ve cocuk yetistirmek gibi temel konular gelmektedir. Zira aile toplumun cekirdegidir. Cekirdek bozuldugu zaman meyve de bozulacak, yabani bir hale gelecektir. Hizli degisim temposu icinde cocuklarini ihmal eden ve onlara gerekli ilgiyi gosterip faydali bilgiyi ogretmeyen anne ve babalar, daha sonra ne kadar pisman olsalar da bunu telafi etme imkani bulamayacaklardir. Belki bu sucluluk duygusu omur boyu beyinlerini kemirmeye devam edecektir.

Yarin “ keske” diyerek pismanlik atesi ile pismemek icin bugunu iyi degerlendirmek zorundayiz. Bilgi caginin verdigi guzel imkanlari mumkun oldugunca degerlendirerek once kendimizi, sonra da cocuklarimizi en iyi sekilde egitmeliyiz. Esasinda cocuk egitimi basli basina bir ihtisas alanidir. Universitelerde pedogoji kursuleri kurulmakta, cocukla nasil iletisim kurulmasi gerektigi bilimin isigi altinda arastirilmaktadir.

Hayattaki hizli gelisim ve degisim belki en fazla kucuk beyinlerde ve minik kalplerde tesir etmektedir. Bu degisimlerin musbet yone kanalize edilebilmesi, ancak bilincli anne babanin yapabilecegi bir istir.

Bu gun tv de haberleri izlerken kapkac yapan, bir kosede tiner ceken, ceteler kurup harac kesen cocuklari gordukce belki onlara ofke ile bakiyoruz. Polis yakaliyor, hakim saliveriyor diye adalet sistemine kiziyoruz. Belki de “yola gelmez bunlar” diye dusunerek ofkemize, bir tutam da umutsuzluk katiyoruz.

Ama o cocuklarin da bizim icimizden ciktigini, onlarin da bir anne ve babadan dunyaya geldigini dusunup, buyukleri hic sorguya cekmiyoruz. O kucucuk cocuklar buyuk suclar islerken sadece onlara “suclu” deyip kendimizi temize cikartiyorsak, haksizlik yapiyoruz demektir. Cocuklar sucluysa, onlara sahip cikmayan buyuk insanlar da pek masum degildir oyleyse. Akli sonmemis, vicdani olmemis olan buyukler, kendilerini kucuklerden daha suclu hissetmelidir.

Bir anne veya baba, “ buyuk bir suc isleyen cocugu karsisina alip ” ne istediysen aldik, ne ihtiyacin varsa karsiladik, neyini eksik ettik de boyle yapiyorsun” dedigi zaman cocuk da onlara donup “ sevgiyi eksik ettiniz, harami helali ogretmediniz, kul hakkini bildirmediniz” diyebiliyorsa, acaba cocuk mu sucludur, yoksa onu yetistiren ailesi veya ogretmenleri mi?

Sucluluk duygusu aslinda insanin fitratindaki bir kontrol mekanizmasidir. Insan yaptigi bir isin yanlis olabilecegini bu mekanizma sayesinde anlar ve davranisina bir anlam yukler. Bir fiil ve davranis sonunda birisi zarar goruyor ve bu zarara sebep olanin da icinde bir aci, yureginde bir daralma meydana geliyorsa, bu iyiye isarettir. Bas agrisi ve ates, nasil bir hastaligin habercisi ise, sucluluk duygusu da yapilan bir yanlisi haber verir bizlere. Boyle bir sucluluk duygusu karsisinda yerimizde durmamali, yanlisi kabullenip ona teslim olmamaliyiz. Elbette, huzurun basladigi bir cizgi vardir otelerde, iste bu cizgiyi buyuk bir inancla ve sabirla aramaliyiz.

Cocuklarimiz icin de ayni davranis bicimi gecerlidir. Onlar da hata yapar, suc isler, bazen âsi olur, isyan ederler. Ama cocuklarin yuregi buyuklerden daha temizdir. Onlara yaptiklarinin yanlis oldugu guzel bir sekilde ifade ve izah edilirse, cabuk duzelirler. Yanlistan cabuk donerler. Bu da yine buyuklere dusen bir vazifedir.

Topluma veya bireye karsi islenen bir sucu hos gormeyelim, suclulari korumayalim ama, suc isleyen bir insani da aramizdan dislayip atmayalim. Belki o kisi hatasindan donecek, pisman olacak, bundan sonra duzgun bir yol sececektir. Ama bir defa suc isledi diye ona baska bir sans verilmezse bundan sonra da suc islemesi tesvik edilmis olacaktir. O zaman onu dislayanlar ve suca tesvik etmis olanlar daha buyuk bir suc islemis olurlar.

Cenabi Hak, gunahkâr kullarini tovbe etmek sartiyla affediyor. Onlari hic gunah islememis gibi kabul ediyor. Biz de gerek kendimiz, gerek baskalarini affetmesini bilelim.

8 comments:

Bâd-ı Sabâ said...

...çok guzel bir yazı, elinize yüreginize sağlık efendim. Kültür etkinliğiniz kutlu olsun, tebrik ederim. Hayırlara vesile olması dileğimle..

Kâzım Mızrak

Anonymous said...

Kazım Bey' katılıyorum. Güzel bira yazı olmuş. Fazla yoruma gerek bırakmayacak kadar güzel.
TEBRİKLER.

ladybird said...

Tesekkur ederim. Allah razi olsun.

tahin said...

Cok guzel yazmissin, mashallah.

Turkiye'de yasayip, hatta ve hatta universite bitirip kariyer sahibi oldugunu soyleyen ancak gramer hatalari ve anlatim bozukluklari ile dolu yazilar yazanlar bu yazini okumali...

Tebrikler!

Ebrûlî said...

konu seçimin gibi yazın da güzel olmuş, tebrik ederim...

suveyda said...

şşş ben geldim:)
özledim bu sayfayı bak.
çok güzel yazmışsın tebrikler.
başarılarının devamını diliyorum.
yazamadığım için şu anda suçluluk psikolojisi yaşıyorum.
ama sen ne diyeceksin bana biliyor musun.
sağlık olsun
:))

Anonymous said...

"Suçluyum..."

Belki de herşey bu sözü söyleyemediğimizden ortaya çıkıyor...

Nasıl mı?Kendimiz bal yerken çocuklara bal yeme diyerek belki de...

Evet "suçluyum" ama suçu mu anladım,bu suçu bir daha yapmayacağım.Allah'ım affet beni...

"Ne kadar samimi olursak o kadar samimiyet beklemeliyiz..."

ladybird said...

tahin, ebruli, suveyda ve Ertugrul cok tesekkur ederim.