Thursday, March 22, 2007

shadowy world

perhaps it is easier to understand that even though we do not have the wisdom to enumerate the reasons for the behaviour of another person, we can grant that every individual does have his private world of meaning, conceived out of the integrity and dignity of his personality...

Wednesday, March 21, 2007

bazen ölmek gerekir


'Partire e un po' morire' (Gitmek biraz ölmektir)...
diyor fransiz sair..

Tuesday, March 20, 2007

Kalb

Kalb bir ayna gibidir der İmam-ı Gazali... Rüya âleminde eğer bedenimizden şöyle bir sıyrılıp yolculuk etmek ve keşf yapmak istiyorsak o aynanın tertemiz olması gerekliliğinden bahseder. Eğer kalbimize lüzumsuz ve hatta günah şeylerin gölgesini dahi düşürürsek o zaman işte ferasetten de nasibimizi alamayız.

Monday, March 19, 2007

Dimensions of Love






How deep do you see
when you look at me?

How much do you understand
when you listen to me?

Who do you love
when you say you love me?

Saturday, March 17, 2007

empati 2 :P


Erkek soyle dusunuyor;
Neden kadinlar daha cok erkekler gibi dusunemez?

Kadin soyle dusunuyor;
Neden erkekler kadinlar gibi dusunemez?

Eski erkek ve bayanlar mukemmel bir sekilde birbirini anliyordu... ve günah laneti getirdi, lanet de bir çok kitabı...

not; erkegin okudugu kitabin adi: kadinlar nasil anlasilir? (aptallar icin)

kadinin okudugu kitap; erkeklere giden yol icin ahmaklar rehberi..

Empathy


What is Empathy?

Empathy means recognizing emotions in others. It is the capacity to put yourself in another person’s shoes and understand how they view their reality and how they feel about things.

Empathy is more than just listening; it is also responding.

The keys to empathy are as follows:

Put yourself in the other person’s shoes.

Pay attention to your own feeling. Listen to the person’s words and tone of voice, and pay attention to his/her body language.

Pay attention to your own feelings as you observe the other person…
Put these feelings into words, keeping the focus on the other person.
Keep it simple and use your own words..

Why Should I learn to be more empathic?

Being aware of our emotions and how they affect our actions is a key component to a successful relationship. It is also a fundamental ability in today’s people intense-workplaces. People who are cut off from their emotions are unable to connect with people. It’s as if they become emotionally tone-deaf. Because how these people affect others is not well known, nobody wants to be around them. You have probably met a few people who fit this description.

Becoming an empathic listener has many benefits. Here are the most important ones.

• Keeping the focus on the other person’s feelings encourages him/her to open up and talk to you. When we feel strong emotions (good or bad), it feels good to have another person listen to us and encourage us to talk about it.
• When you respond empathically, you show the other person that you are paying attention and that you care. This always feels good and helps build trust.
• When a person is upset, being listened to and understood has a calming effect.
• As you practice understanding other people, you will learn that almost everyones point of view can be understood if you take the time to pay attention.
• Your empathic response can help the other person better understand his/her own situation. Sometimes when people are really listening to us they tell us things that we couldn’t see for ourselves.

How Can I learn to be more empathic?

Almost any conversation offers to be empathic. Pay attention to the emotional content of any interaction; you will probably see a chance to respond empathically. Keep in mind that your response doesn’t have to be perfect. If you guess wrong about the other persons feelings, he/she will tell you. The important thing is to listen closely and reflect back what you observe, keeping the focus on the persons emotions.

Wednesday, March 14, 2007

Birbirinize Elbisesiniz

Dr. Senai Demirci

RABBİMİZ, Kur'ân'da eşleri birbirlerinin elbisesi olarak tarif
eder. Bizim fıtratımızı bizden iyi bilen Rabbimizin eşleri elbiseler diye
tarif etmesi, hiç şüphesiz, sonsuz manalar içeriyor olmalı. "Elbise"nin anlamı
ve çağrıştırdıkları üzerinden eşimizi anlamaya çalışabilir miyiz?:
Başkalarına elbisenizle görünürsünüz. Elbisenizin temizliği, sağlamlığı, rengi ve şıklığı dışarıya verdiğiniz mesajdır. Elbisenizin güzelliği ile kendinizi önemsediğinizi ve önemli olduğunuzu ifade edersiniz. Kirli, pejmürde, dağınık, sökük, yırtık bir elbise kendinize değer vermediğiniz anlamına gelir. Şu halde, "Elbisemden bana ne?" deme hakkınız yoktur.Kendinizi elbisenizle tanıtırsınız; o kimliğiniz olur, kişiliğinizi ortaya koyar. Elbisenizde olabilecek her türlü kusur, size mal edilir; kişiliğinizden kaybettir.

Eşiniz de sizin başkalarına göründüğünüz kimliğinizdir. Onu yıpratırsanız,
bakımını ihmal ederseniz, perişan hâle getirirseniz, önce kendinize zarar
vermiş olursunuz. Kişiliğini kaybeden, özgüvenini yitiren, değer verilmeyen
bir eş, sizin kendinizi böyle bir eşle yaşamaya mahkûm ettiğinizin göstergesidir. Bu da sadece eşinizi değil, kendinizi de önemsemediğiniz anlamına gelir.

Elbiseniz ayıplarınızı örter. Çıplak gezmek kadar utandırıcı bir şey yoktur herhalde… Şükür ki elbise sizi hem güzelleştirir, hem de bedeninizin aklamanız gereken kısımlarını örter. Bir bakıma sırdaşınızdır elbiseniz; en gizli saklı yerinize dokunur ama başkasına göstermez. İç yüzü çıplaklığınızı görür ama dış yüzünde bunu kimseye belli etmez. Hiç ummadığınız bir zamanda sökülüveren yahut içindekini gösteren bir elbise ayıplarınızı sergiler, sizi mahcup eder.

Eşler de birbirlerinin kusurlarını örtmek için vardır. Eşlerin kusur ve ayıpları, hata ve zaafları birbirine açıktır. Eşiniz, sizin hakkınızda başka kimsenin bilmediklerini bilir, sizde başka kimsenin görmediklerini görür. Elbette, bir "elbise" yahut "örtü" olarak, bu ayıpları ayıplamak için değil, örtmek, saklamak, ortadan kaldırmak için yanınızdadır. Eşinizin hata ve kusurlarını küçültüp saklamak yerine, daha da büyütüp ortaya çıkarmaya çalışıyorsanız, siz "elbise" değilsiniz. Bu yüzden eşinizi kimseyle kıyaslamayın; çünkü başkalarını sadece elbiseleri
üzerinden görürsünüz; başkalarının elbiselerinin bildiğini bilemezsiniz.

Elbiseye siz değer katarsınız. İçine bir insan girdiğinde değer kazanır
elbiseler. Hiçbir elbise paketinde kalsın diye dikilmez. Onu değerli kılan,
bir insan bedenine uygun olması, bir insan tarafından giyilebilir olmasıdır. Bir başka deyişle, insan elbiseyi giyindiğinde, elbise
de insanı giyinir. İçinde insan olan bir elbise adeta konuşur, işitir,
görür, düşünür. Kendisinde kişilik olmayan bir insanı çok güzel bir elbise kişilik
sahibi etmez. Elbise üzerinden sarkar, her haliyle o insana fazla geldiğini
söyler.

Çoğunlukla "iyi" ve "ideal" bir eş ararız. Bu arayış kendimizin bu "iyi" ya
da "ideal" eşe, "iyi" ya da "ideal" bir eş olup olamayacağımız
detayını gözden kaçırtır. İyi bir elbiseyi giyinince, adam olunmayacağı
gibi, iyi bir eş bulununca da, iyi bir evlilik garantisi yoktur. Öncelikle bu
"iyi" eşe, "iyi" eş olmanız gerekir. Sonra da iki "iyi" eş olarak "iyi"
bir ilişkiyi sürdürmenin ve geliştirmenin yollarını aramanız
gerekir. Eşler birbirlerinin elbisesidir; yani birbirlerini giyinirler. Aralarındaki
uyum onların ilişkilerinin şıklığı için vazgeçilmezdir. Eşiniz de
elbiseniz olduğuna göre, sadece onu giyinmekle değer kazanacağınızı
düşünmeyin.

Elbiseye sizin de katacağınız bir şeyler vardır. Ona göre
yürümesini, ona göre durmasını, ona göre davranmasını bilmeniz gerekir.

Elbise sizi korur. Elbisenin örtme fonksiyonuna ek olarak koruma
fonksiyonu da vardır. Elbise soğuktan, aşırı sıcaktan, kir ve tozdan vs. korur.
Canınızı ve teninizi tehdit eden şeyler karşısında, elbisenize
daha sıkı bürünmeniz gerekir. Aksini yapıp böylesi tehditlerden elbisenizi
sorumlu tutmanız haksızlık ve akılsızlık olur.

Hayatımız pürüzsüz ve sorunsuz değildir; eşler arasında soğukluğa sebep
olabilecek sayısız sorun çıkar. Çünkü hayatı olduğu gibi, olumsuzlukları da
içinde olacak şekilde paylaşmaya söz verdiniz. Bu durumda, eşinize olan
sevginizin ve bağlılığınızın sorunlar ortaya çıkınca yitirilmesi değil,
artması gerekir. Sorunlara karşı birbirinizi desteklemek üzere bir
aradasınız. Çıkan her sorunun çözümü olarak boşanmayı düşünmek, dahası
sorunlara evliliğin yol açtığını düşünmek, üşüyorum diye elbiseyi
üzerinizden atmaya benzer. En çok o zamanlarda lazımdır size elbiseniz; yani eşiniz. Birbirinize sıkıca sarılmadığınız sürece gelen ilk rüzgâr elbisenizi üzerinizden sıyırıverir; eşinizle uzaklara düşersiniz.

Sayı:359, Kasım 2006 , " Zafer Bilim Araştırma Dergisi "

Friday, March 09, 2007

Hayırlı Cumalar

...Ey İnsan! sen kendine mâlik değilsin. Sen, kudreti nihayetsiz bi
Kadîr, rahmeti hadsiz bir Rahîm-i Zât-ı Zülcelâlin memlûküsün. Öyle ise
sen, kendi hayatını kendine yükleyip zahmet çekme; çünkü hayatı veren O’dur. İdare eden O’dur.

Hem dünya sahipsiz değil ki, sen kendi kafana dünya yükünü yüklettirerek ehvâlini düşünüp merak etme; çünkü onun sahibi Hakîm’dir, Alîm’dir. Sen de misafirsin; fuzulî olarak karışma, karıştırma.

Bedîüzzaman

Monday, March 05, 2007

just imagine



video sent by guzellik uykusu.. thanx ;)

Sunday, March 04, 2007

gitmeli..


Bu fotografi London underground da cektim. Foto cekmek yasak diyorlar ama yasaklar cekiyormus.. ben de cekiverdim :P Romantik film severlere duyurulur.

"A woman especially if she has the misfortune of knowing anything, should conceal it as well as she can." -Jane Austen

Becoming a woman. Becoming a legend.Her own life is her greatest inspiration.Between sense and sensibility and pride and prejudice was a life worth writing about..





Bunu da sevgili Gulcin'in blogunda gordum. Bu arada Gulcincigim sen Imperial College Islamic Society den haberleri nereden aliyorsun? sasirdim ;)

Thursday, March 01, 2007

Cumamiz hayr ola..

Allahım, değiştirmeye gücümün yettiği şeyleri değiştirme güç ve kuvveti değiştirmeye gücümün yetmediği şeylerde sana güvenip senden istemeyi bana nasip et.. Amin. Amin. Amin.

Monday, February 26, 2007

neymis ask ..?

Sevgili kalp doktorum :P hayal gonderdi bu cizgileri..




Friday, February 23, 2007

Thursday, February 22, 2007

meditation

Photo taken by mona lisa

close your eyes for two minutes to start with..
take a deep breath.
dream about something that you really love which will relax you.
take your mind from your body and let your mind travel around with all your love inside.
put all problems aside.
don't take them with you when travelling.

p.s take a bath before.
p.p.s extend it everyday.

Kings used to do this meditation before taking important desicions, because when you have anger in your heart it will not be the right desicion.

Jumuaah Mubarak

And then you will, that day, be questioned about felicity" (surah Takathur, ayah 8)

Wednesday, February 14, 2007

Monday, February 12, 2007

kelebek ruh..

ask varligin en esasli ve ayni zamanda en sirli sebebidir
Allah insanda kendi varligina karsi duyacagi derin alakadan oturu alemleri yaratti
asik Allah'in eserlerini temasa eder, cosar, dalar ve vuslat arar..

neyin vuslatini arar ?

gercek sevgiliye kavusmayi, tabi bu arada sevgiliye goturen varliklarida
sevmeyen insanin insanliktan nasibi yoktur
ask Allah tarafindan armagan edilen isitan bir kanattir
gercek olana ulasmak icin ruhun kelebeklesmesi lazim

bu cetin bir yolculuk, bense o kanatlarla nasil kelebek olabilirim ki?

asik yoldakilere takilip kalirsa sevdim sandiklarindan uzaklasir.. her vuslat aciya donusur.. hayat bir ulasilmazin arkasinda tukenir gider..

Sunday, February 11, 2007

Yassıada'nın karakutusu açılıyor

[Yassıada'nın karakutusu açılıyor - 1] Cemal Gürsel'in sansürlenen mektubu
Yassıada'nın 46 yıllık sır belgeleri aydınlanıyor
Başbakanlık Yassıada belgeleri tek tek tasnif edilerek kamunun hizmetine sunuldu.

Arşivdeki ilk araştırmayı yapan Zaman, resmî tarihi değiştirebilecek çok sayıda belgeye ulaştı.

46 yıllık sırlar ortaya çıkıyor

27 Mayıs 1960 sabahı radyodaki ses, her zaman haberleri okuyan spikerden farklıydı. Genç bir albay, ordunun yönetime el koyduğunu duyuruyordu. 10 yıllık DP iktidarı sona ermiş, emekleme dönemindeki demokrasi rafa kalkmıştı. O gün Türkiye için, kendi başbakanını asacak bir süreç başlıyordu. Daha önce kimsenin adını duymadığı Yassıada'da yakın tarihin en büyük siyasi davası başladı. Yassıada'yla ilgili çok şey söylendi. Ancak belgelerin diliyle o süreci anlatmak mümkün olmadı. Aradan 46 yıl geçti. Duruşmalara ait tutanakların gizliliği kaldırıldı. Anayasa Mahkemesi'nin elinde bulunan belgeleri teslim alan Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, bunları araştırmacılara açtı. Yassıada belgeleri 3 bin 527 ayrı klasörden oluşuyor. Belge adedi 100 bini geçiyor.

Devami >>>

Thursday, February 08, 2007

mutluluk


Bahcedeki kiraz agaci..


Evimizin onu..


Friday, February 02, 2007

Jumuaah Mubarak

Vanity is the aggrandizing of some blessing while forgetting that it came from God.

Treat it by realizing that the Exalted is the Fashioner and the Bestower of blessings,

[realizing] that because of your impotence, you can produce neither benefit nor harm. Indeed, vanity originates from one's ignorance of these two matters.

Purification of the Heart

Thursday, February 01, 2007

kimse bilmez..

"seher yeli eser yirtar etegini gülün
güle baktikca cirpinir yüreği bülbülün
sen şarap içmene bak,
çünkü nice gül yüzler
kopup dallarindan toprak olmadalar her gün"

"bu yildizli gökler ne zaman basladi dönmeyene
zaman yikilip gidecek bu güzelim kubbe
aklin yollariyla ölçüp biçemezsin bunu sen
mantiklarin, kiyaslarin sökmez senin bu işte"

"bulut gecti, gözyaşlari kaldi cimende
gül rengi şarap içilmez mi boyle günde?
bugün bu çimen bizim, yarin kim bilir kimgezecek,
bizim topragin yeşilligince"

Omer Hayyam

Monday, January 29, 2007

Aşurenin mânâsı, “nurlu yaşamak” demektir.

Aşure Günü Duası

“Allahumme mâ amiltü min amelin fî hâzihis-seneti mimmâ neheytenî anhü ve lem terdahû ve lem tenhehû, ve hamilte annî ve afevte ba’de kudratike alâ ukûbetî ve deavtenî ilet-tevbeti ba’de cür’etî alâ ma’sıyyetike,
Allahümme innî estağfiruke minhü fağfirhü lî, ve mâ amiltü fîhâ mimmâ
terdâhü ve ve’adtenî aleyhis-sevâbe, fetekabbelhü minnî velâ takta’ racâî minke yâ kerîmü.”

Meali:

“Allah’ım bu sene içerisinde işlediğim ve beni sakındırdığın şeylerden sakınmadığım, razı olmadığın ve hoşlanmadığın şeyler işledimse beni affeyle. Bana yüklediğin vazifelerden dolayı beni affettin ve beni tevbeye çağırdın, çeşitli günahlar yaptıktan sonra tevbemi kabul buyurdun. Allah’ım Sana istiğfar ederim, Senden bağışlamanı isterim. Beni bağışla, razı olduğun amellerden işledimse bana vaad ettiğin sevabı benden kabul et. Umudumu Senden kesme Kerîm olan Allahım.”

hava durumu

Bugun Londra'da hava parcali bulutlu, yer yer gunesli gececek..

Friday, January 26, 2007

bes bilinmeyenli ladybird

suveydacigim beni yarim yamalak mimlemis.. :P onun guzel hatiri icin 5 madde halinde hakkimda bilinmeyenleri yazmam gerekiyor. ermm hmm hummmm kem kumm.. :P

1) hic bilinmeyen sirlarimin bilinmesini istemem..

2) her dogruyu soylemem dogru degildir..

3) çok hizli araba kullanirim, trafikte yanimdan gecmeyin (bu ozelligimi bilen varsa bilmeyene soylesin :P :)

4) uzman terapist olabilmem icin toplam 70 seyans terapi almam gerekiyor. ihtiyacı olanlar şimdiden yer ayirtsin. iki seans alana ucuncu bedava boyle de bir kampanyamiz var.. :D

5) icinde çok guzel hayaller olan valiz ticareti yapiyorum..

okuyucularimin arif oldugunu dusunerek cevaplari kisa ve oz yazdim.

mimlemek istediklerim ise; gonul pinari, Feyzacigim ;), nelly, monaruz, ay, rosygarden, ayse ve guzellik uykusu. :0)

hurmetler efendim..

Thursday, January 25, 2007

Jumuaah Mubarak- some thoughts

Abdullah ibn Haarith (RA) said, "I have never seen any one who smiled more then Allah's Messenger (SAW)."

Be that person

Be one
As people weep your twinkling eyes will reveal a smile

Be one
A perfume seller leaving behind their sweet scent

Be one
To whom every person feels that they are foremost

Be one
Even if people judged the cover they wouldn't get the first letter

Be one
Whose actions always speak louder than their words

Be one
Who in utter exhaustion never tires

Be one
Who changes the world whilst it sleeps

Be one
Whose hands are in every hearty pie, left unfinished for novices

Be one
Whose obedient head has graced the soils of the world, leaving behind its fervent reciprocation

Be one
Whose wealth reaps the rewards of the hands it has grazed

Be one
Who makes utter devotion be questioned for its innocence

Be one
Who makes everyone feel like the precious creation of God that they are

Be one
Whom everyone is enriched by and empty without

Be one
Who creates endless ripples in a sea that does end [S.R]

The Prophet (SAW) is the best example of this. Look to his life, learn from it and live it. And, choose your companionship according to this lofty character, indeed, it will shape you too.

Please make duaa for all of those going through hardships.


Verily, with every difficulty, there is ease. Truly, with every difficulty there is ease. Surah Nashr , 5-6

huznu hayatindan kovmaya calisanlara..

"Bir evde oturulmadigi zaman harabe oldugu gibi, bir kalpte de eger huzun yoksa, o kalb harabe demektir." Malik b. Dinar

Thursday, January 11, 2007

Jumuaah Mubarak

"you are not a charity, nor political party, nor a body of positivist with limited purposes. You are a new soul going through the whole Ummah, reviving it by the Qur'an. You are a new light spreading to remove the darkness of materialism, through knowing Allah. You are a loud voice resonating the message of the Messenger, God's peace and blessings be upon him. It is fair and right to feel that you carry that burden, which people deserted." At this point the Imaam raised his voice and said: "Do not give up hope, as despair is not of the Muslim character. Today's facts are yesterday's dreams. And today's dreams are tomorrow's facts. Still there is a plenty of time ahead of us...”

Al Shaheed Imaam Hassan Al Banna (rah)

Wednesday, January 10, 2007

BIZIM ELLER


Memleket deyince herkes eski hayatindan bir kesit yazarak anilarini anlatiyor. O gunlere duydugu ozlemini dile getiriyor. Demek ki bugun bir cok insan memleketinden ayri yasiyor. Onun icin hep gozler arkada, gonuller hatiralarda dolasiyor. Ben de eski gunlere ama eskimeyen hatiralara donerek duygularimi ve dusuncelerimi paylasmak istiyorum.

Biz de bir cok katilimcilar gibi koy kokenli oldugumuz icin, hayatimizin turfanda yillari koyde gecti. Toprakla ic ice buyuduk, derelerde akan sularla birlikte yuruduk, otlarla ve cimenlerle kaynastik, koyunlarla ve kuzularla oynastik...

En cok agaclarla dost olduk. Onlar ne vefali arkadastilar oyle? Yapraklarini dokup dallarini kirsak da, bize hic darilmazlardi. Yine her bahar ciceklerle suslenirler, sonra yesil yapraktan fistanlarini giyerler, daha sonra da dallarinin eli ile bize taze meyve ikram ederlerdi. Biz de dallarina salincaklar kurar, onlarla oynamak suretiyle dostlugumuzu gosterirdik. Bir agactan dusup bir yerimiz acisa, o agacin da bize acidigini bilirdik.

Koylerin en meshur mekanlari ise, cesmelerdir. Onlar gece gunduz hic durmadan siril siril akarken, bize de civil civil bir hayatin guzelligini yasatiyorlardi. Yani saflik, sadelik, temizlik, duruluk, sicaklik veya serinlik deyince, hep koyumun yillar onceki halini hatirlarim.

Biraz da arefe ve bayram gunlerinden bahsetmek istiyorum. Bayramdan gunler once hazirliklar baslardi. Once evde genel temizlik yapilir, odalar kirecle badana edilirdi. Anne ve ablalar, kocaman cali supurgeleri ile avluyu bir guzel supururler, sonra da guzelce islatirlardi. Islak topragin kokusu hala genzimdedir.

Buyuklerimiz, bayram sabahi cesmelerden zemzem akar derlerdi. Onun icin sabah ezanindan once testiyi bakraci kapan cesmeye kosardi. Biz cocuklarin da elleri kinalanir, saclari taranir, cici elbiselerimiz giydirilirdi. Sonra buyuklerin ellerini opmeye giderdik.

Bizim eller deyince, sadece kendi koyumu kastetmiyorum. Anadolu'nun her koyu bizim ellerdendir. Asagi yukari her yerde ayni guzellikler yasanmaktadir. "Orda bir koy var uzakta" diyorsak, o hepimizin koyudur. Turkusuyle, agidiyla, halayi ile horonu ile hep bizi ifade eder, hepimize hitap eder.

Ama ben bizim elleri daha fazla ifade edemiyorum. Buna klavyemin gucu yetmiyor. Ne yapayim iyi bir yazar degilim. Diger yazar arkakaslarin guzel yazilarini kendim yazmis gibi hepsi ile iftihar ediyorum. Benim de bu aciz ifadelerimi bu sekilde kabul etmelerini istirham ediyorum.

"BIZIM ELLER NE GUZEL ELLER" diyerek yazimi noktalarken, vatanin her karis topragini bizim eller olarak kabul ettigimi ifade etmek istiyorum.

Evet, ben de gecikmeli de olsa, bizim ellerden bahseden bir yazi ile Cinaralti odevimi yapmaya calistim. Boylelikle guzellik uykusunun dilinden de kurtulmus oldum :)
Surc-u lisan ettik ise affola efendim.

Foto: Harmankaya

Tuesday, January 09, 2007

Wednesday, January 03, 2007

Kisa kisa

1) Hiz meraklilarina gecit vermemek icin hiz kameralarina ek olarak yeni sistem uygulanacak. Yeni yil itibariyle hayata gecirelecek yeni uygulamada trafik polisleri surekli tasiyacaklari hiz tabancalari ile her an her yerde hiz limitini asan suruculeri tesbit ederek cezalandiracak..

2) Ayrica yeni yil ile birlikte Ingiltere’de surus ehliyeti almak zorlasacak. Zaten zordu..

3) Geçtiğimiz hafta başlayan yeni yıl indirimleriyle (%70) birlikte, tüketicilerin 3 milyar sterlin tutarında bir harcama yapması bekleniyor.

4) Haringey’deki kütüphaneler yenileniyormus. Ne mutlu..