Sunday, September 27, 2009

GIYBET TESTI

1-.........nin damlasını ağzıma koymam...

ilk akla gelen kelime: içki

şimdi "içki" yerine "gıybet" koyalım.

"gıybetin damlasını ağzıma koymam" diyebiliyor muyuz?

Bu cümleyi kurarken gönlümüz rahat mı?

içkinin damlasını ben de ağzıma koymadım..koymamaya çalıştım.bilerek içtiğimi hiç hatırlamıyorum çok şükür..öyle içki sofralarına kurulupta sarhoş da olmadım ömrümde. Eğer içki kadar koksaydı gıybet, eğer birlikte gıybet sofrasına oturup kana kana içenler/doyanlar sarhoş olsaydı mahallemizin manzarası nasıl olurdu? kaçımız ayık kalırdı? ne kadarımızın ağzı gıybet kokardı?

2-burası..........li mi?

o kadar sık sorarız ki bu cümlenin “içki” lisini..içkili mekanlara girmekten çekiniriz..içki bulaşığı bardaklardan su içmekten sakınırız..çocuklarımızı içkili lokantalara sokmaktan utanırız.. peki hiç şöyle de sorduk mu bu soruyu: burası gıybetli mi?

uzaklara gitmeye gerek yok.belki de evimiz de belki de en çok bize ait olduğunu sandığımız odamızda..seccademizi serdiğimiz yuvamızda..çocuklarımızın saçlarını okşadığımız kanepelerde..az önce namaz kıldığımız caminin bahçesinde...belkide tam kubbesinin altında..içkiyi yakıştırmadığımız dudağımıza damağımıza odamıza yuvamıza, içmekten daha ağır sonuçları olan gıybeti nasıl yakıştırıyoruz?

3-yemeklerimizde.......eti yoktur..

ilk aklımıza gelen cevap: domuz..

peki ya yemeklerimizde...

ne kadar uzak dururuz domuz etinden...gördüğümüzde bile iğreniriz..

peki yahiç görünmüyor diye hiç kokmuyor diye yediklerimize ne demeli? gıybetlerimiz domuz eti kadar iğrenç kokmuyor mu?

4-........islami usule göre kesilmiştir...

cevap: etlerimiz.

etlerimiz yerine "sözlerimiz" kelimesini koyarsak ne olur?

"sözlerimiz islami usule göre kesilmiştir." gıybet olur mu diye yarıda kestiğimiz bir sohbeti hatırlıyor muyuz? arkadan çekiştiriyor olabiliriz diye boynunu vurduğumuz bir sözümüz oldu mu? Nefeslerimizin kardeşimizin ölü etini yemek gibi iğrenç bir eylem için murdar etmiş olabileceğimizden hiç endişelendik mi?

*Senai Demirci’nin Söz Yangını isimli kitabından alıntıdır

4 comments:

Bâd-ı Sabâ said...

Allah'ım.

Gıybete düşürme bizi. Sabrımızı öyle arttır ki, haksızlık karşısında susabilelim.

Ve merhametini umuyoruz.

Hem kendimiz için, hem de bize söylenen çirkin sözlerin sahibine.

Sen çirkinliği güzelleştir ki, baktığımız her yer güzel olsun.

Âmin.

Hayırlı cumalar Ladybird.

Rabbim bugünün hürmetine duâlarınızı kabûl buyursun, iki cihânda mutluluk nasib eylesin size ve sevdiklerinize.

Güneşli bir Karadeniz öğlesinden selâm ve duâyla.

K.M.

Cicekli Balkon said...

Merhaba,

Sayfa 22 :)

Ne güzel bir tevafuk, demek ki su siralar ayni kitabi okuyoruz...

ladybird said...

Guzel duana amin diyorum Bay Mizrak. Dualar karsiliklidir...

Sabrımızı öyle arttır ki, haksızlık karşısında susabilelim demissin, buna cevaben aklima ilk gelen ve yillardir hadis oldugunu bilip o sekilde kullandigim 'Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır' sozunu kullanacaktim ki nette bir arastirayim sahih hadis mi dedim. Ne yazikki kelami kibardan ibaretmis. Insanlar arasinda hadis olarak meshur olmus. Sayende bu gercegi ogrenmis oldum. Allah cc senden razi olsun.

Sevgili cicekli balkon,

Ayni kitabi nulup okumayi cok isterdim ancak burada her istedigimiz kitabi hemen elde edemiyoruz. :( E-mailime gelmis cok hosuma gittigi icin gorunen bir yere aktarmak istemistim. :) Iyi de yapmisim, bu sayede yeni konugum oldu :)

dua ile..

Bâd-ı Sabâ said...

@

"Dervişlik der ki bana, sen derviş olamazsın. Gel ne diyeyim sana, sen derviş olamazsın.

Dövene elsiz gerek, sövene dilsiz gerek, sen derviş olamazsın, derviş gönülsüz gerek.

Derviş yunus gel imdi, ummanlara dal imdi, ummana dalmayınca, sen derviş olamazsın."


Yûnus Emre

Susmak, kendimizi yapılan haksızlıklara karşı imân dolu bir cevaptır.

Haklı olsanız bile tartışmayın der kitap ehli. Çünkü, tartışmayla kalplerde inad teşekkül eder.

İki taraftan birisi susarsa, her iki taraftan ikisi de hataalrını düşünmeye zaman kazanmış olur.

Rabbim bizi böyle sabırla susanlardan eylesin Laydbird kardeşim.

Dünya fâni; geldik yaşadık yaşıyoruz derken, bir de bakmışız vademiz dolmuş.

Fahr-i Kâinat Efendimizin şöyle bir hadisini biliyorum, sizin rivayet ettiğiniz söz hakkında benim de şüphelerin vardı doğrusu.

Sayenizde ben de işin aslını öğrendiğimi söyleyebilirim.

"Sizden herhangi biriniz, bir kötülük görürse onu hemen eliyle değiştirsin, eğer buna gücü yetmiyorsa dileyle değiştirsin, ona da gücü yetmiyorsa kalbiyle buğz etsin; îmânın en zayıfı da budur."

Müslim Nevevi c:2, Sh:380

Böylelikle susmak konusunu iki cihette işlemiş olalım. Hangisi bizim için daha hayırlı ise, Rabbim o yöne istikamet versin. Susmaksa susalım, konuşmaksa konuşalım yerine göre.

Allah'a emânet olunuz.

Âcizane.

Kâzım Mızrak