Tuesday, February 05, 2008

gunun sozu

Edebi aklindan cok olan insan cok koyun guden zayif bir coban gibidir..

ilmin kapisi Hz. Ali(r.a.)'den..

5 comments:

Kâzım Mızrak said...

@ Ladybird

İlim sahibi bir kimse olabilmek, daha mühim 'miş yâni.. diyor 'sunuz:

Böylelikle..

o kimse; doğruyu yanlıştan ayırabilecek irfâna da, sahip olabilir değil mi..

Bu bakımdan..

edebin inşâsı, akıl ile mümkündür sav 'ı da; bir realite 'dir.. diyebiliriz.

Öyleyse..

akıl muhâkeme 'sinden yoksun bir zekâ, edebine (koyunlarına) mukayet olamaz.

Anlaşılan o ki..

çok koyun karşısında kalan bir çobanın, sürüye hakîmiyet mücadelesinde zayıf düşmesi;

tabii olarak, gayet doğaldır.

Demek ki, mezkûr çoban 'ın çok kitap okuması lâzım 'dır.. diyorum :P

Mütemadiyen
Kâzım Mızrak

suveyda said...

insan bi aralara virgül nokta serpiştirir.anlamak için kaç defa okutturdun leydim.anlattırma bana şimdi meşhur fıkrayı:)

sen birine kızmışsın, anladım ben:)

ladybird said...

Merhaba bay Mizrak,
Evet haklisin, okuyalim okutalim.. Bu sozu insan yetistirenler iyi dusunmeli. Edebi aklindan daha fazla olmamali insanin, dengeyi cok iyi saglamali. Edep ile ayibi ayirt edebilmeli insan. Sus ayip diye diye cocuklarimizi koyun gibi yetistriyoruz. Koyun gibi gudulecek hayvan degil ileride lider olacak, kendi dusuncesini ortaya koyan, fikrini soyleyen, edepli bir sekilde hakkini arayan insanlar yetistirmeli..

Kendi cocukluguma ve cevremdeki buyuklerin yaklasimina bakinca bu soz cok manidar geliyor.

Suveydacim,
fikrayi 4 ay sonra yuz yuze iken anlatirsin artik :)

Kâzım Mızrak said...

@

Yıllar var ki şu söz sîneme tesir eder durur: Edebi, edebsizden öğrenmek..

Bu öğrenebilmek işi de, akıl ile mümkün olabiliyordur muhakkak diye düşünüyorum. Öğle değil mi.. .

Bir kez daha, etik (kişiye bağlı olan edeb anlayışı) karşısında aklın önemini idrak etmiş oluyoruz bu bağlamda.

Karşılaştığım haksızlıklara böyle bir nazar ile bakar, ve üzüntü duymak yerine (mümkün mertebede) ders alabilmiş olmanın mutluluğunu duyumsarım.

Dünyanın çivisi çıkmış derler ya, o hesap; çivinin nasıl çıktığını, ya da çıkarıldığını akıl ile anlayabiliyoruz 'dur.. işte, yine akıl sahibi bir kimse olmanın ehemmiyeti ortaya çıkıyor.

Evet.. çok okumalı, çok dinlemeli, çok düşünmeli, araştırmalı, sorgulamalı, ve peşin hükümlü olmaya bağlı şartlanmışlıklardan kaçınmalıyız aklımızı geliştirmek için de:

Çünkü.. akıl nîmeti neyin doğru, neyin yanlış olduğunu bize gösterecektir nihâyet.

İllâ Tefekkür
Kâzım Mızrak

ladybird said...

Evet akil nimeti.. ne buyuk nimet degil mi? Dogrulari ogretilmese de bulmada yardimci oluyor. Kah haksizlik olsun kah baska durumlarda fikrimizi soylemek istedigimizde bize hep "sus, alttan al, bosver, kimsenin yaptigi yanina kar kalmaz, birak dusunme" tarzinda yaklasildi. Aman karsidaki ne dusunur, kirilir mi, alinir mi diye diye hep sustuk...Bizim buyuklerimiz buna inandiklari, dogru oldugunu dusundukleri icin boyle yaklasti biliyorum ama dogru bulmuyorum.

Edep cercevesinde elestiri yapamayan, hakkini arayamayan, acik konusamayan insanlar ya cok eziliyor ya da iki yuzlu davraniyor.

Velilerden Seriy es-Sakatî k.s. der ki: “Edep, aklın tercümanıdır.” Bunun manası şudur: Herkes aklı kadar edepli olur. Edebi kıt, ahlâkı bozuk olana hakiki manada akıllı denmez.

Kisinin edebi, terbiyesi tartistigi zaman ortaya cikiyor. Normal zamanlarda herkes iyi hos gorunuyor.

Ahnef Bin Kays’e: Hayirlisi nedir diye sormuslar.(bir programda duymustum, akabinde nette aradim)

- Kula verilen şeyin hayırlısı nedir? Diye sorulduğunda demiş ki:

- Normal bir akıl.

- Eğer o olmazsa?

- İyi bir edep.

­- O da olmazsa?

- Kafa dengi bir arkadaş.

- O da olmazsa?

- Allah’la irtibatlı bir kalp.

- O da olmazsa?

- Uzun bir sessizlik

- Ya o da olmazsa?

- Acil bir ölüm.